31 Aralık 2009 Perşembe

2009 un SONDAN BİR SONRAKİ YAZISI

Koca 2009 yılını 61 yazı ile tamamlamanın mutluluğu içinde 2010 yılına merhaba diyeceğiz. tabii yılın 61. dakikasında herhangi bir konfetili, meşaleli 61. dakika şovu veya kolbastı organize etmedik, bize yakışmaz, ama bu başarının küçük mütevazi bir kutlamasını kendi aramızda yapacağız.Ankara ve izmirden South Carolina'ya, Londa ve İstanbuldan Mogadişu' ya bütün takibana' lar 2010 yılında takibana ruhunun toplumun tüm tabakalarını daha fazla sirayet etmesi için terinin son damlasına kadar klavyelerine saldıracak.

2010 daha bereketli olacak dedik, daha çok yazı gireceğiz ve tüm takibana dostlarının buluşma noktası olarak kalmaya devam edeceğiz. daha çok yazı demek daha çok insana ulaşmak demektir. Son olarak Atilla ilhan' ın dediği gibi "Çoğu zaman üç beş kişi için yazdığımızı sanırız, onlar bizi okumazlar. Asıl seslendiklerimiz, hiçbir zaman tanımayacağımız, başka üç beş kişidir."

Mutlu Yıllar Takibana Dostları
Happy New Year Tachibana Friends
Sentim Börki el-ıhvan ye Tekibana

2009'un son yazısı

Zaman 2009 yılının sonu; karmakarışık her şey..

Zaman 2010 yılının başı; nasıl toparlanacak her şey..

Her şey havada asılı kaldı sanki. Bu yıl da çok çabuk bitti. Yaptıklarımız, yapamadıklarımız, söylediklerimiz, söyleyemediklerimiz, duyduklarımız; ne çok şey geçti aslında ama şimdi düşününce çok kısa sürdü her şey. Daha dün gibi yazın köyümde(artvin-macahel köyü ki her mevsim yağışlıdır) ayaklarımı uzatıp mis gibi yağmur kokusuyla balkondaki divanın üstünde düşündüklerim, daha dün değişti düşüncelerim..

Hep aynı soru yeni yıla girerken “nasıl geçti 2009?” ve “neler getirecek 2010?”. Çok şey geliyor akıla böyle sorunca, çok şey değişti tabi 2009’da ama benim aklıma ilk değişmeyen şeyler geliyor ve gülümsetiyor beni. Her şey değişir tabi ama “people don’t change” ve ben de hayatımdaki ‘değişmeyen insanlar’ı seviyorum.

Ve ölüm geliyor yine sessiz sessiz, yılın başında, ortasında, sonunda, her zaman ‘ben buradayım’ diyor. Her yakın ölüm sevdiklerinin ölümünü hatırlatıyor kendi ölümünden çok. Garip geliyor daha dün el salladığın insan bundan sonra yok. Her gün eve girerken görürdüm yan dairede pencerenin dibindeki divanında yatıyor olurdu yaşlı amca,el sallardı bana ve gülümserdi, ben yine her gün eve girerken penceresine bakacağım bu sefer perdeler kapalı olacak, hüzünleneceğim, bir süre sonra da belki de hiç var olmamış gibi gelecek. Hüzünlü bitiyor yıl..
…………….............

Yapılacak ve söylenecek çok şey var yeni yılda, başta bu yazıyı bitirmek, Takibana’nın yeniliklerine yenilik katmak, daha çok yazıyla daha çok fikir paylaşmak ve Bayan Takibana takipçileri artık sizin de sesinizi duymak.

Sevinçlerle başlasın yeni yıl..

özlm

29 Aralık 2009 Salı

Takibanist Açılım 2010'a Damgasını Vuracak!


--İş bu haber; Takibana Production adına bir bildiri niteliğindedir..--

2009 yılında internet alemine bomba gibi giriş yapan Takibana Production, bereketli geçen iki ay sonunda, kimi yazarların gündelik mesuliyetleri sebep göstererek blog'a karşı ilgisiz kalmasıyla rehavet sürecine girmiş, başyazarların çabalarıyla ve kemik okuyucu kadrosuyla ayakta kalmayı başarmıştır..

28 Aralık 2009 Pazartesi

İKTİSAT BİLİMİ ÜZERİNE-1

Değerli dostlar; bu yazımda izninizle bir iktisat bölümü öğrencisi olarak, iktisat biliminin içinde bulunduğu çıkmazdan ve iktisat öğrencilerinin bu çıkmazda nasıl boğulduklarından bahsetmek istiyorum.

21 Aralık 2009 Pazartesi

Tıkanmışlıklarımız ve +2000 Üzerine


Blogun ilk halini hatırlıyorum da, 2 yazar ve 0 ( sıfır ) okuyucusuyla birlikte, emeklemeyi yeni bırakıp yürümek isteyen bir çocuğun heyecanı ve çabası içerisinde kendimizi var etme mücadelesi veriyorduk. Yaşadığımız ülkenin gerçeklikleri ve kapitalist düzenin boyunduruğunda yaşamanın güçlükleri arasında emekleme dönemini atlatıp ayaklanma dönemine girmemiz uzun bir süreci kapsadı. Bir yandan memleketin içerisinde bulunduğu iktisadi ve içtimai bunalımlar bizleri bunları dile getirmek için zorlarken, öte yandan bu bunalımın yarattığı hezeyan, bizleri hiçbir şey yapmamaya zorluyor ve yılgınlığa itiyordu. Tiksinmişliklerimiz kırgınlıklara yol açarken tıkanmışlıklarımızı tetikliyordu.

Bu durum kimi zaman kısa süreli durgunluk dönemlerine yol açsa da, kitlelerin bloga göstermiş olduğu ilgi ve takibanasayardaki ziyaretçi patlaması siteyi sürekli güncel tutma zorunluluğunu beraberinde getiriyordu. Özellikle en çok hasonun çabalarıyla takibanist mücadele ve ayaklanma hiçbir zaman dinmedi ve her yazı sahibinin katkısıyla site güncelliğini sürekli korumayı başardı. Bugün her biri sadece kendi alanında değil, her alanda söz sahibi olabilecek kadar donanımlı yazar kadrosuyla takibana üretmeye ve ziyaretçi rekorlarını kırmaya devam ediyor. ( yazı yayına hazırlandığı sırada güncel ziyaretçi sayısı 2.080 di ). Bu küçümsenmemesi gereken önemli bir başarıdır ve tesadüf değildir. Bizler memleketin ve dünyanın bozuk düzenine karşı yazılarımızla haykırmaya devam edeceğiz. Çünkü bu memleket bizim, bu dünya bizim, bu cehennem bu cennet bizim…

19 Aralık 2009 Cumartesi

yağmurla gelen - 2...


Kariyerimin zirvesindeydim...
Yazı yazdığım, fikirlerimi paylaştığım, kısmen de olsa hayatımı adadığım bloga hergün birlerce(1) hatta onbirlerce (11) insan akın ediyor, bizi çıldırasıya takip ediyorlardı. Korkuyordum ve bu korkumu blogun, gölgede kalan diğer yazarlarıyla paylaşıyordum. ama blog işi gönül işi özdeyişinden bihaber olan bu yazarlar, bu korkumu anlamıyor ve zafer sarhoşluğuna devam ediyorlardı. aylardan eylül, bilemedin kasım'dı. büyük bir özveriyle yazdığım ve doğal olarak kamuoyunu derinden sarsan, kasabaları çalkalayan "Takibana'da Takilbana şoku" adlı eserim, takibana içinde zelzelelere neden olmuş ve hemen ardını artçı şoklara bırakmıştı. blog yazarlarının veya yakınlarının özel hayatlarından çok çarpıcı kesitlerin yer aldığı bu haberden sonra uykularım bölünmüş noktazan deyince russian women'i, coshua deyince ebru gündeş'i ve bilimum kişi veya durumları anımsar olmuştum. yine öyle bir gündü...

12 Aralık 2009 Cumartesi

GILLA'YA MEKTUP...

Ve Gilla...bizim oralar da ayni guzel kardesim; nedense soyle baslamak geliyor icimden: bizi soracak olursan...biz de sizin gibi, size dusman diyenler gibi, size dusman diyenlere dusman diyenler gibi, buradakiler gibi, her yerde yer edinebilmisler gibi; hepimiz ama hepimiz, tarihi yazanlar gibi manyagiz...
Buyuz, bu saniyoruz; bununla olacak, bununla surecek saniyoruz...

10 Aralık 2009 Perşembe

yağmurla gelen...


kasvetli bir gündü...
Sırılsıklam ve gözlük camlarım buğulu halde o an benimmiş gibi görünen ama pek de tanıdık gelmeyen evimin kapısını açmak üzere cebimden anahtarlarımı çıkardım. anahtarı deliğe soktuğumda bir an, her zaman yaptığım ama neden yaptığıma dair hiç bir fikrimin olmadığı gibi

"ne olacak lan bu fenerbahçe'nin hali_?"

diye düşündüm.

8 Aralık 2009 Salı

Oldurme Uzerine Kisa Bir Not...

Hic bir oldurme hakli degildir, masum degildir; surecin getirisi degildir, yan etki degildir, zorunlu ve niyetlenilmeyen sonuc degildir; her oldurme cinayettir.
Her oldurmeyi oldurulenin bakisindan gormedikce cinayetler arasi muhasebe dansi oynanir o bildik, seytanlarin dans ettigi 'igne'nin ucunda.

5 Aralık 2009 Cumartesi

GERİCİ HAREKET İÇİNDE KADINLAR


Kadınlar, her birinde farklı biçimde konumlansalar da toplumsal hareketlerin temel dinamiklerinden biridir. Örneğin Türkiye solu kadın militanlığının yaygınlaşmasıyla daha özgün duyarlılıklar kazanırken, Kürt halkının mücadelesi ise kadının özgürleşme mücadelesi ile el ele gitmiş ve hareketin özgün bir karakter kazanmasında etkili olmuştur.

22 Kasım 2009 Pazar

CAMLAR KIRILIYOR


Dört tarafı camdan bir odadaydık hep biz. Camlar arada buğulanırdı tabi ama bir araya gelince yine pırıl pırıl olurdu. Camlar hep temizdi, aydınlıktı, her şey görünürdü bakınca. Şimdi camlar kırılıyor, kulaklarımda kırılma sesleri sürekli… Kim gelip temizleyecek yerdeki cam kırıntılarını? Hangimiz tekrar takabilir camları yerine? Eski haline getirebilir miyiz odamızı?
Benciliz. Yaşadığımız her an bencilliklerle dolu. Sırf başkası, tanıdık tanımadık ”ben” dışında herhangi biri, için herhangi bir şey yapan kim var? Vicdanını rahatlatmak için değil, sana kötü davranmasın diye değil, sevilmek beğenilmek için değil, sevap kazanmak için değil, “işime yarar bir gün” diye değil saf iyilikle kendi zararına bile olsa bir şeyler yapan insanlar yok mu artık? Ne zaman kayboldu masumiyetimiz, yoksa masum olmadık mı hiç, hiçbirimiz?
Gazete haberleri, duyduklarımız, içinde bulunduklarımız her geçen gün daha da inanılmaz olaylar yaşanıyor çevremizde. Yazmak bile istemediğim olayları başka türlü açıklayamıyorum; insanlar akıllarını kaybediyorlar artık, düşünmüyorlar, hatırlamıyorlar. Sadece o anki tatminini düşünüyor bencil insanlar ve diğer bencil insanlar da dışarıdan bakıp biraz üzülüp unutuyorlar olanları. Bencillik kaplamış insan beynini, insan da beyniyle hareket eden bir varlıksa her şey ortada.
Biraz kafamızı kaldırmamız gerek artık, Dünya’da neler oluyor diye bakmamız, sesimizi sadece kendimiz duyacak kadar değil de herkese duyuracak kadar çıkarmamız gerek. Çok daha fazla önemsemek gerek olanları, yaşadığımız pembe dizi değil her şey gerçek, insanlar gerçekten üzülüyor, yıkılıyor, gözyaşları gerçek, ölenler gerçekten ölüyor, resimlerdeki çocuk yüzleri gerçek. Beynimizde temiz yerler mutlaka kalmıştır, gayret edersek saf kötülüğümüzden işe yarar bir şeyler çıkarabiliriz.
Artık bir yerden başla insanlık!
Umutla…

özlm..

10 Kasım 2009 Salı

BİRAZ DA YİYELİM: "Lahme Bissayniy"



İzmir - Farkındayım evet... şimdi bir çoğunuz diyecektir ki "adam o kadar filmin haberini verdi, nerden çıktı bu yemek tarifi_? neler oluyor_? acaba... yoksa... aman tanrım!!".
Hayır! "acaba... ve yoksa..." ile neyi kastettiğinizi bilmiyorum ama lahme bissayniy asla sadece lahme bissayniy değildir!

6 Kasım 2009 Cuma

Takibana'da Bir Hayalet Dolasiyor...


Durup durup dert yaniyoruz bize biraktiklari bu enkaz cagdan; adaletsizlikten, katledilen dogadan, savasin burnumuzun dibinden ayrilmayan kokusundan, bencillikten, yabancilasmadan, zulumden, yoksulluktan...Gayet hakli olarak dert yaniyoruz, sikayet ediyoruz, elestiriyoruz. Dert yandigimiz, yakindigimiz tum bu kavram-durumlar da gemi aziya almis gibi gelisen teknolojiyle insan yasayisina ve iletisimine daha cok entegre oluyor, daha cok bulandiriyor gorusumuzu...

3 Kasım 2009 Salı

Takibana toplumun aynasıdır...


Yanıma Nokta arkadaşımı alıp Ankara’ dan İstanbul’ a doğru yola çıktık. Bir röportaj yapma umuduyla birlikte soluğu ünlülerin buluşma mekanı olan tarihi çiçek pasajında aldık. Birçok ünlüye rastlamadık değil. Kimler yoktu ki….

2 Kasım 2009 Pazartesi

insan'a çağrı

......


insanı hayvandan ve diğer varlıklardan ayıran şey, bir beyninin olması değil, o beynin kıvrımlarında "bilinç" denen hastalığı taşıyor olması.

1 Kasım 2009 Pazar

NEFES ALAMIYORUM...

Değerli dostlar; yaşadığımız zaman itibariyle doğa sorunları hem doğayı hem de insanlığı ciddi anlamda etkileyecek son derece tehlikeli boyutlara ulaşmış durumdadır. Bu tehlikenin boyutlarıyla birlikte insanlığın geri dönüşü olmayan bir yola girdiğini söyleyebiliriz. Kapitalistlerin, kapitalistlerin emirleri altında çalışan satılmış bilim adamlarının bu doğa tahribatlarını teknoloji, daha müreffeh bir dünya, daha güzel bir gelecek safsataları altında meşrulaştırma çabaları hat safhadadır.

28 Ekim 2009 Çarşamba

Çekimler Tamamlanmak Üzere, Ordaysan Ses Ver!


İzmir - Blog aracılığıyla Ekim ayı içerisinde tamamlanacağını duyurduğum (kendi adıma) üçüncü kısa metraj denemem "Herkes Herşeyin Farkında"; sağlık problemleri (oyunculardan birinin ameliyat olması), iklimsel problemler (3 defa çekim kararı vermeme rağmen havanın kapalı olması. bilindiği gibi başta spot ışık olmak üzere hiçbir ekipmana sahip değilim) ve zaman uyuşmazlığı vs. aksaklıklar nedeniyle biraz sarktı.
Ama tüm bu sorunlara rağmen dün gece itibariyle, aniden çekime karar verildi ve bugün öğle saatlerinde ilk "kayıt" sesi Bornova'nın yedi katlı bir apartmanından kısık halde verildi.

27 Ekim 2009 Salı

Hava Kurşun Gibi Ağır!

fenerbahçe-galatasaray maçı sonrası...bir yerler...kamera bir çifti çekiyor.fenerbahçe formasıyla bayan,elindeki atkıyı havaya kaldırmış,gülümseyerek kameraya bakıyor.yanındaki adam da sevgilisi,arkadaşı her neyiyse kadının yanında durmuş,gülümseyerek kameraya bakıyor.

23 Ekim 2009 Cuma

İTİRAFLAR...


"Açgözlülük ve rekabet insan tabiatının sonucu değildir... Açgözlülük ve kıtlık korkusu aslında yaratılmış ve yaygınlaştırılmıştır. Bunun sonucu, hayatta kalabilmek için birbirimizle kavga etmemizdir..." Bernard Liertaer(Avrupa Birliği para sisteminin kurucusu).

22 Ekim 2009 Perşembe

GÜNEŞİ TUTAN BENİM!


(Bu merhaba yazım kısa olacak ,hastayım ama yazmalıyım çünkü ültimatomlar arttı kovulacağım, Gaso’dan daha fazla kaçamam..(Hastalığım nasıl başlamıştı? Hatırlamıyorum)).

Sessiz protestolarla başladı Takibana benim için... Sonra konuşmalar, sonra yoğun tartışmalar ve sonunda buradayım.
Bu yazı; bir başlık bularak başladı. Haso’yla tanışmam da ondan bir yazı alarak başlamıştı. Konuyla ilgisi yok ama; olsun...
Takibana Kardeşleri ilk Tusubasa'da duydum (hikayesini Kaso’nun yazısından öğrendim. Ve Haso, geç de olsa Tusubasa hakkında söylediklerimi geri alıyorum, hayatınızın anlamı olduğunu bilmiyordum.).
Evde, hasta, bilgisayarımın başında, başlangıçları düşünüyorum. Her şey güzel başlamıyor tabi ki ama en azından başlıyor. Bayan Takibanalılar; erkek yazarların egemenliğindeki bu bloğa bir başlangıç yapıyorum, sizleri de bekliyorum!

“-Hiçbir şey hakkında konuşursak, hiçbir şey değişmez.
- Zaman her şeyi değiştirir.
- İnsanlar böyle söylerler. Ama doğru değildir. Bir şeyler yapmak bir şeyleri değiştirir. Bir şey yapmamak her şeyi oldukları gibi bırakır.”

Dr.House


Güneşi tutan benim, yeniliklerle geldim, yeniliklerle burada olacağım.
Gaso teşekkürler, Haso sen geç kaldın, m.zan sana sözüm yok..

...özo...

19 Ekim 2009 Pazartesi

Ghawar ile Şarlo'nun ortak kaygısı ve çıplak sesler üzerine



"hepiniz haklısınız... her birinizin bir ideolojisi var...tek hatalı olan fakir vatandaştır!
tamam; ben onun yanındayım!
çünkü o fakir ve kaybetmeye mahkumdur benim gibi!
eğer üşüyorsa ben onun giysisiyimdir. hastaysa ilacı,
yaşlıysa bastonuyumdur!
yalın ayak geziyorsa ayakkabısıyımdır onun!
çünkü; o benim aslımdır,
kralım ve annemin yadigarıdır!" (Arapçasından çeviri: haso)

der Şam doğumlu ve Suriye'nin gelmiş geçmiş en büyük sanatçısı, muhalif sesi, komedyeni Ghawar Al-Toshe. 1934 doğumlu Ghawar televizyon dünyasında ilk işi olan Sahret Dimashq (Şam Geceleri) programından sonra yaptığı tüm film, tiyatro ve televizyon programlarını yazmış, yönetmiş ve hepsinde başrol olarak oynamış bir efsane olarak görsel sanatlar tarihine adını yazdırmıştır.

14 Ekim 2009 Çarşamba

güzelleme



pabucum


ayağımda durursun
beni taştan korursun
eski püsküsün amma
can evimden vurursun

hoy da canım cizlevit
seni bilmez tikiler
ananı da al da git
yoksa öper takkiler

bağcığını bağlarım
sen olmazsan ağlarım
nerde policik görsem
tabanları yağlarım

hopla da gel kundura
seni giymez coniler
gönül ister kondura
konuşurken caniler

boşa koydum almeyo
buşa attım olmeyo
hipperaktif pabucum
hiç yerinde durmeyo

hele hele konversim
hafif gelirsin ele
ayemefe yakışmaz
şurdan bi nayk uzat hele



ya-tak


...................................


değerli dostlar,

okuduğunuz şiir, hikayeleri darbeci takibana elitlerinin (bkz. özellikle gaso) spekülatif yazılarıyla yarıda kalan yabanali ve takip ana'nın 4.G* tekolojisiyle bana ve tüm takibana halkına ilettiği uzun mektubun başında yer almaktadır.

paylaşmaktan onur duyduğumu belirtmek isterim.

cs.



* 4. G = ne sandınız, "güvercin" tabii !...

12 Ekim 2009 Pazartesi

TEŞEKKÜRLER MOGADİŞU

Ankara - Gün geçmiyor ki internet dünyası yeni bir başarımızı yeni bir rekorumuzu alkışlamasın sevgili Takibana dostları. Bu defa haberimiz çok uzaklardan geldi. Yıllarca kimselerin gitmediği, gitse de görmediği, görse de dokunamadığı, yıllardır iç savaşın pençesinde acılar çeken ve yeni toparlanmaya çalışan bir ülke olan Somali' den. Somali'nin başkenti Mogadişu' dan.

sitemize 700. ziyaretçinin şerefine yeni bir uygulama eklemek isteyen yöneticilerimiz "Online users" sistemini hizmetinize sundu. bu hizmetin uygulamaya girmesinden dakikalar sonra hoş bir sürprizle karşılaştık. Evet Mogadişu' dan sitemize giriş yapılmıştı. ki bu da Takibana Production'u Somali' nin en çok ziyaret edilen internet siteleri klasmanında zirveye çıkarıyordu. 3g teknolojisinin g' sinin bile daha ayak basmadığı, Elektriğin dahi henüz girmediği bir ülke olan Somali' de sitemize nasıl giriş yapıldığı anlaşılamamıştır. Bizden İsimlerini vermememizi ısrarla rica eden, telefonla ulaştığımız google çalışanlarından sevgili dostlarımız Brad ve Metin, kendilerinin bu ülkede henüz iş yapamadıklarını üzülerek belirttiler.

Evett Mogadişu' lu kardeşim sözüm sana... Umarım sitemizde bulunduğun zaman içerisinde keyif almışsındır. Umarız sadece sana bile olsa savaşın ve yoksulluğun acılarını bir an olsun unutturabilmişizdir. Yoksulluğun ve açlığın yaşandığı bölgenizde Takibanist öğretinin yayılması, evrenselliği ve yapıcılığının sizlere huzur vermesi temennisi ile ...

Not : İş bu haberin haber değeri taşıyıp taşımadığına karar veremedik ama insanlık adına böylesine bir gelişme karşısında vicdanı olan herkes küçükte olsa bir mutluluk hisseder diye düşündük ve sizlerle paylaşmaya karar verdik. Teşekkürler dünyamızın kara kıtasındaki tertemiz yürekli güzel insanlar , Teşekkürler dünyamızın binbir çiçekli bahçesi çöl kaplanı Afrika...

Çok ciddi Not : Afrika' da yaşananlar tüm insanlığın ayıbıdır.

9 Ekim 2009 Cuma

GASO'nun Hikayesidir...

-9 Ekim 1982, Antakya-
Kafasi iyi bir yagmur pervasizca dovmekteydi kiremit dami; gok, cigrindan cikmisti sesini duyurmak icin.

8 Ekim 2009 Perşembe

Once C.S.ye, Sonra Hepinize Cok Acik, Neredeyse Pornografik Mektup


Sevgili dostum, degerli hocam, guzel kardesim C.S.

Sukur ki senin elinden yogun yazilar geciyor elimize ve de gelecek olanlari merakla bekliyoruz da.

Derim ki; -bu noktadan itibaren C.S. butun vatandir; C.S. halktir dostlar, hepiniz dinleyiniz- ABD ellerinde bilincimi tesevvuse ugratan bir gozlemimle sarsilmisim ki Attila usta da anlatamaz bu sarsilmayi; Konur sokaginin yarisi kadar bir dergi reyonu dusun(abartiyor olabilirim, Taso'cugumun incelikli tespitiyle siz bunu kok uce bolmelisiniz:S); yani coook uzun bir dergi reyonu ve dergi ler kategorilere gore dizilmis. efendim, "diyet", "sport kadin", "sport erkek", "otomobil", "vucut gelistirme", "Kedi bakimi"..."Sac ve Tirnak", "Makyaj", "Silah", "Icki"... seklinde dizilmis onlarca bu minvalde dergi kategorisi. Ve evet, tahmin ettiginiz uzere "Edebiyat", "Felsefe", "Tarih", "Politika"...yok dostlar, yeminlen yok, yooookkkkk; saydigim o kategorilerden ve aklima gelmeyenlerden en az on beser farkli dergi var(en az); bunlardan ise ne kategori var ne de bir tane! Merak ettim saha arastirmasi yapti; koca sehirde yok; hic bir alisveris merkezinde yok...yok:S yok!!!!!!!

Takibana Production'da bana sonbahar yaprak dökümü!!!

Takibana Production'da bana sonbahar yaprak dökümü!!!
clemson(qq)-meksika sınırından amerika'ya geçmeye çalışan kaso/taso ikilisi kameralarımızdan kaçamadı! yönetim kurulundan alındığından bihaber olan kaso'nun yorumu merak konusu..

3'ün 1'i; kola kapağı ve zavallı edriyın

3'ün 2'si;kurbağaların sevinme zamanı

3'ün 3'ü;baba, kedi ve edriyın'ın gölgesi..